Hayata bakışınızı değiştirir...

  • Gündem Notları:

    8 Eki 2016

    Lozan Neden Hezimettir? Lozan'da Kaybettiklerimiz



    İlk önce şunu anlamalısın akıl küpü Kemalist kardeşim: Osmanlı devletine Sevr anlaşması Osmanlı'nın 3. Dünya savaşına girmesi ve yenilmesi ile dayatıldı. Peki Osmanlı Devleti 3. Dünya Savaşına nasıl girdi? Bilmezsin tabi onu da söyleyeyim. Bizzat Mustafa Kemal Atatürk'ün de zamanında üye olduğu İttihat ve Terakki Fırkası yani Avrupa hayranı Jön Türkler'in Abdülhamit'i tahttan indirmesi ile, kaybedilen tüm toprakları geri alma planları ile girdi.

    Yani benim akıl küpü kemalist kardeşim, Osmanlı Devleti'ni dünya savaşına padişahlar değil, darbe yapıp hükümeti ele geçiren Batı'nın ajanları sokmuştur. Zaten savaş bitmeden tabanları yağlayıp ülkeyi kaderine terk ederek yurt dışına kaçmışlardır. Onların bıraktığı siyasi kaos ortamında Ateşten gömleği giyen Sultan Vahdettin'e kimse vatan haini diyemez. Zira Vahdettin görev teslim töreni ile başa geçerken İstanbul da dahil olmak üzerin yurdun her yeri işgal altına girmiş, tüm Anadolu'da bombalar patlıyordu.

    Efendim sonra sen çıkacaksın, tarihin gerçek bilgilerini sümen altı edeceksin, İttihat ve Terakki Fırkası adındaki vatanı çiğneten Batı yalakalarına tek cümle etmeden, tek suçu en zor zamanda devleti yönetmeyi göze almış biri olan Vahdettin'e dil uzatacaksın, Osmanlı'nın padişahlarına saydıracaksın. Abdülhamit tahttan indirildiğinde şuan elimizde bulunan toprakların 3 katı büyüklüğe sahip bir ülkeyi yönetiyordu. Ayrıca Kemalist kesimin çok sevdiği tarihçi de aynı şeyi söyler buyurun.

    Gelelim Lozan meselesine; Bu çok çağdaş ve körü körüne Mustafa Kemal'in her kararını savunan güruha üzülecekleri bir şey söyleyeceğim. Bu kesimin hararetle savunduğu Lozan'ı Mustafa Kemal bile yeterli görmemişti. Nasıl mı? Bizzat kendisi, bırakılan Batum, Halep, Musul ve Kerkük gibi yerlerin nüfuslarının tamamına yakınının Türk olmasına rağmen yeterince ısrarcı olunmadığından şikayet etmiştir. Biliyorsunuz ki, bizi bu anlaşmada İsmet İnönü temsil etmiştir.

    Hezimetin Nedenlerinden Biri İngiliz Haber Alma Teşkilatı

    Koskoca Osmanlı İmparatorluğu çökerken elimize ağlayan çocuğu susturma niyetinden bir Anadolu sıkıştıran Batı, bunu elbette ki sadece bizim heyetin tavırlarına göre yapmadı. Mustafa Kemal ile İnönü arasında yazışmalar olmuş, Lozan hakkında alınacak önemli kararlar hakkında mesajlaşmalar yapılmıştı. Bu durumun farkında olan İngiliz istihbarat servisi MI6 bu mesajlaşmalarda yazışılan tüm hususları kolayca eline geçirmiştir. Nitekim Türk tarafının nerelerden vazgeçebileceği ve nerelerde ısrarlı olacağından ayan beyan haberdar olmuşlardır.

    Tamam yeni kurulan bir devlette illaki istihbarat zaafiyeti olacaktır yadırgamıyorum. Ancak bu denli ülke kaderini belirleyecek bir anlaşma istihbarat zaafiyeti bilindiği halde mesajlaşma oluyla mı konuşulmalıydı? Aslında Mustafa Kemal katılmalıydı. Ancak güvenlik endişesi ve devletin başsız kalma ihtimali yüzünden Lozan'a gitmedi. O halde gönderdiğin vekile baştan hangi yerlerden taviz vermemesi gerektiğini iyi bir şekilde dikte edeceksin. Ayriyeten Lozan gibi meseleleri posta ile yazılı haberleşerek değil, güvenilir haberciler aracılığı ile sözlü olarak konuşacaksın. Güvenlik riskini böylece azaltmış olursun. Daha Lozan başlamadan karşı taraf tüm İstek ve tavizlerimizden haberdar olmuşken herhangi bir yerde ısrarcı olarak ne kadar başarılı olabilirsin?

    Lozan Türk devleti'nin kazandığı bir savaşın peşinden yapılan anlaşmadır. Kazanan devletler taviz vermez. Kazanan devletin dayattığı şartlara yakın koşullar anlaşma gerekçesidir. Ama söyleyin bana Anadolu'dan zaten atılmış olan Yunanistan'dan hangi toprak parçası alındı? Anadolu'dan attığımız yanımıza kar kalmışken bir de burnumuzun dibindeki adalar istenmedi bile!

    Diğer yandan Batum zamanının en önemli Türk yurtlarından biridir. Lozan'da konusu dahi açılmayarak Gürcistan'a bırakılmıştır. Musul ve Kerkük, posta istihbaratı sayesinde Türk tarafının olmazsa olmazı olmadığını anlayan Batı tarafından ısrarla sınır dışında bıraktırıldı. Batı Trakya'da hala %90 Türk yurtları olan bölgeler Balkan devletlerine pay edildi. Filistin, Mısır, Libya, Tunus ve Cezayir istenmedi bile. Tüm bunlar hezimet değil de nedir?

    Anlaşma sonrası Osmanlı Devleti'nin tüm borçlarını ödemeyi kabul ettik peki İngiltere Devleti'nin paralarını aldığı halde Osmanlı'ya teslim etmediği savaş gemilerimizin hesabını kim sordu? Bakın yine bu olaya da kemalist kesimin kaynaklarından delil göstereceğim buyurun link.

    Sen kalkacaksın Osmanlı'nın İngiltere'ye, Fransa'ya olan borçlarını ödemeyi kabul edeceksin ama kendi alacaklarından feragat edeceksin. Hangi zafer kazanmış devlet böyle bir anlaşmayı kabul eder biri bana izah etsin.

    Anlaşma sonrası Türkiye'deki Yunan vatandaşları bizim vatandaşımız olarak kabul edildi peki Trakya ve Balkanlarda yaşayan Türkler? Onlar ise Balkan devletleri tarafından azınlık olarak kabul görecek ve sadece azınlık haklarından faydalanacaklardı. Düşünün savaş kazanmış devlet Türkiye, kaybeden Yunanistan ama bizim insanlarımız azınlık statüsünde, Yunan kalıntıları ise öz be öz vatandaş hakkı kazandı. Zafer bunun neresinde bana izahını yapın.



    Gelelim İstanbul ve Çanakkale Boğazı'na bugün burnumuzun dibinden göz göre göre Rus, Fransız, İngiliz ve ABD savaş gemilerinin geçişini izliyor muyuz? Hah işte bu şekilde izlememizin nedeni Lozan'dır. Sevr anlaşmasında Birleşmiş Milletler'e bağlanması istenen Boğazlar, Lozan'da tarafsız kabul edilip her devletin geçişine açık hale getirilmesi kararlaştırılmıştır. Söyleyin bana ne fark etti? Senin devletinin hükmü geçmiyorsa Boğazlar elinde olsa ne olur olmasa ne olur? Sevr'i kötüleyen adamlar Lozan'da neredeyse aynı hükmün altına imza atmış olmadı mı?

    Anadolu işgali sırasında Yunanistan yaptığı talan, tecavüz ve katliam için Lozan'da ne ödedi? Tek bir tazminat ya da toprak talep edilmeden Yunan zulmünün üstü örtbas edilmiş oldu. Yapılan katliamların sebepsizce ülkemize saldıran Yunanistan devletinden hesabının sorulması gerektiğini bilmek için alim olmaya lüzum yok herhalde? Bu da sorulmadı ve Yunan askerlerinin yaptığı her türlü pislik yanlarına kar olarak kalmış oldu.

    Anadolu'nun işgalinde el konulan mülklerin Türk devletine iade edilmesi konusunda tek bir karar alınmadı ve bu işgalde askerlerin el koyduğu ev ve arazilerin akıbeti yine Batı'nın insiyatifine bırakılmış oldu.

    Hilafet kaldırılma sözü bu anlaşmada verilmiş, Bu sayede Türk Devleti'nin diğer müslüman devletlerle olan bağının kopartılacağı garantisi alınmıştır. Zaten daha sonra kaldırılan hilafetle birlikte bugün tek tek Müslüman devletlerinin işgalini izleme bahtsızlığına sahip oluyoruz. Oysa ki, hilafet makamı papalık gibi tüm Müslüman alemini bağlayan, Müslüman alemini de Türkiye'ye bağlayan makamdır. Bu makam sadece Türkiye'nin değil, Tüm Ortadoğu coğrafyasının kilidini elinde tutar ve Müslüman halkları bir amaç uğrunda birleştirirdi. Batı bu gücü kırmak istiyordu ve ilk adımı Lozan'da attı.

    Şimdi soruyorum bu kadar taviz ve bu kadar saçma sapan korkakça alınmış karar varken neden İsmet İnönü ver diğer yetkililer böyle saçma sapan bir kararın altına imza attı? Hiç boşuna ülkenşn durumu yoktu imzalamak zorunda kaldı demeyin. Hilafeti kaldıran bu anlaşmaya rağmen Pakistan, Afganistan ve diğer Türk Cumhuriyetlerinden halk hilafetin bekası adına bu yeni devlete sürekli topladığı yardımları gönderiyordu. Nitekim bu yardımlarla İş Bankası kurulmuştur. Kaynak mı canım buyrun.

    Ey Türk insanı Jön Türkler'den beri Avrupa hayali ile kandırılarak uyutuldun ve kendi cüssenin Avrupa'ya sığmayacağını Batı görmesine rağmen sen fark edemedin. Önce imparatorluğunu söktüler senden, sonra halkının topraklarını, nihayet yıkılmaz bir mihrap gibi tüm İslam alemine önder olduğun dininden, hilafet makamından ettiler seni. Daha elinden ne alınabilirdi ki?

    Kurtuluş Savaşında Maraş'ta Urfa'da Antep'te zaten topraklarından temizlenmiş gavura buralar benim demen için Lozan'a imza atman gerekli miydi? Söyleyin bana Lozan'da askeri mücadele etmeden alabildiğimiz tek toprak parçası var mı? Kurtardığımız her karış toprak zaten Milli mücadele ile temizlenmemiş miydi? Madem benimle anlaşmak istiyorsun şuraları vereceksin kardeşim demek çok mu zordu? Şu şartları kabul etmezseniz masaya oturmam demenin neresi yanlıştı? Taktiri okuyucularıma bırakıyorum.

    Hiç yorum yok:

    Yorum Gönder