Hayata bakışınızı değiştirir...

  • Gündem Notları:

    17 Eki 2016

    ABD'den Türkiye ve İran'a Musul Tuzağı



    Bayram değil, seyran değil, ABD Musul'u neden kurtarma gereği duydu diye düşünmeden edemeyenlere gelsin bu makalemiz. 15 Temmuz itibari ile bütün dengelerin değiştiği ve Siyonizmin yeni bir yol haritası çizmeye başladığı şu günlerde, Suriye meselesi hala netliğe kavuşmamışken, Daeş'in kalesi haline gelen Musul'un birden bire kurtarılması gerektiği lanse edildi dünya medyasına.

    15 Temmuz hem Rusya, hem İran hem de ABD için aslında bir dönüm noktasıdır. Rusya bloğu Türkiye'yi kazanmış ABD ise bir müttefik kaybetmeye başlamıştır. Artık elindeki kritik bölgede yer alan bir müttefiğini kaybettiğini gören ABD son hamlesini yaparak çıkarları örtüşmeye başlayan ve ortak düşmanda birleşme ihtimali olan İran ve Türkiye'nin arasını açma hesapları yapmaya başladı.

    Zaten İslam dünyasında çok yalnız kalmış ve kimse tarafından destek bulamayan İran'a Irak ve Suriye'yi teslim ederek yeterince besleyen ABD, nefret ettiğini söylediği bir ülkeyi el altından besleyerek aslında İslam dünyasında çift kutuplu bir çatışma ortamı oluşturma derdinde olduğunu gösteriyor. Daha düne kadar Irak'la kanlı bıçaklı olan İran, bugün tam anlamıyla Irak'ta hakimiyet kurmuştur. Suriye'de bulunan Esed yönetimi zaten kendi adamları olduğuna göre, bizimkiler istediği kadar PYD ile uğraşıp kürt koridoruna izin vermeyiz diye yırtınsın, zaten güney hattımız Şii ve Türkiye'den nefret ettirilen milis güçlerle dolmuş ve taşmış vaziyette. Yani PYD olmasa bile, Suriye ve Irak zaten İran hakimiyetinde olduğu sürece Türkiye'nin Arabistan, Mısır, Filistin, Kuveyt ve Katar gibi ülkelerle bağı tam anlamıyla kopuk kalacaktır.

    İran'ı bu kadar palazlandıran, Irak'a demokrasi getirme bahanesi ile sömürdükten sonra, ülkeyi azınlıkta olan Şii terör örgütlerine teslim eden ABD aslında tüm dünyaya bağıra bağıra bir mezhep savaşı çıkartma derdinde olduğunu söylüyor.

    Son zamanlarda başlayan Musul operasyonları da Türkiye ile İran'ın ortak düşman ilan edebileceği ABD'nin son hamlesidir. Kısaca siz önce aranızdaki meseleyi halledin diyerek önümüze bir yem atılıyor ve iki eski düşmanın birbirine kapışması bekleniyor.

    Ancak durum o kadar da içinden çıkılabilecek derecede basit değil maalesef. Musul yıllardır Türkiye'nin yumuşak karnı olmuştur. Bölgedeki Türkmen çoğunluk ezelden beri Türkiye'nin herkesten fazla burada söz sahibi olmaya hakkı olduğunu gösterirken, İran ve Irak'ın Şii milislerinin petrol aç gözlülüğü ile Musul'u bırakmaya hiç niyetler yok. Hak etmediği halde Sünni Irak halkını vatanlarından ederek tüm ülkeyi İran'ın teröristlerine teslim eden ABD, bölgede Sünni halkın elini zayıflatmak için Daeş projesini kurarak bakın bunlar daha fazla terörist imajı vermeyi de ihmal etmemişti.

    Musul, Türkiye'nin vazgeçemeyeceği bir topraktır. İran ise bedavadan aldığı ve istediği gibi at oynattığı Irak topraklarında kuklası İbadi yönetimi ile piyangodan çıkan tek bir toprağı bile Türkiye'ye kaptırmayı düşünmüyor. ABD ise bu durumu gayet iyi bildiği ve bu zemini ezelden beri kendi elleriyle oluşturduğu için, tüm dikkatler kendi üzerinde yoğunlaştığı sırada Musul operasyonunu başlattı.

    Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Türkiye'nin ve İran'ın ABD ve Siyonizmin bu oyununu görerek, uzlaşı ile olayı çözmeye çalışmasıdır. Aksi taktirde, Türkiye'nin de içine çekileceği mezhep savaşları kaçınılmaz hale gelebilir. Tabiki, de Türkiye Musul'a soydaşlarımızı göz önünde bulundurduğu için özen gösteriyor ve mezhep savaşı amacı gütmüyor ama İran tarafında bu durum gayet bir Sünni tehdidi olarak görülmekte. Zaten bu fitne ateşini Humeyni ile İslam dünyasına sokan ve İran'da devrim yaparak Humeyni'yi başa getiren de zamanında ABD değil miydi? FETÖ'nün de İran devriminden esinlendiğini yıllarca duymadık mı? Hala oynanan oyunlar yeterince netleşmiyor mu?

    Hiç yorum yok:

    Yorum Gönder