Hayata bakışınızı değiştirir...

  • Gündem Notları:

    25 Haz 2016

    Stresin Yol Açtığı Hastalıklar



    Çevremizdeki herkesten günde en az bir kaç kez duyduğumuz stres kelimesi aslında kısaca; bireyin rahatsız olduğu bir ortamda vücudunun verdiği cevap olarak tanımlanabilir. Vücut, tamamen dengede olduğunda düzenli çalışan bir organizmadır. Herhangi bir dış etken, nöropsikoljik dengeyi bozduğunda beyin çeşitli hormonlar salgılayarak bu yapıyı dengede tutmaya çalışacaktır. Sanıldığının aksine tamamen stressiz olmak, sinir sisteminin ölmesi demektir. Aynı şekilde sinir sistemi aşırı duyarlı olduğunda ortaya çıkan stres, pek çok hastalığın oluşmasına neden olacaktır. Ancak stresin sürekli yaşanması psikolojik terimle anksiyeteye dönüşür. Anksiyete yoğun kaygı anlamına gelir ve kişinin günlük hayatta kendi, kendine bu yoğun kaygı duygusuyla baş etmesi imkansızdır.

    Stresi oluşturan etkenler her zaman kötü giden iş hayatı, biten evlilik veya ilişki, yaşanan aile sorunları gibi olumsuzluklar değildir. Evlenmek, yeni bir şehre taşınmak, iş değişikliği, okul değiştirmek gibi olumlu faktörler de yoğun strese neden olabilir. Stresin en sık rastlanan sebepleri arasında; yaşamda oluşan büyük değişiklikler, iş hayatı, ilişkiler, maddi problemler, çocuklar, belirsizlik ve aşırı yorgunluk sayılabilir. Yoğun stres altında olan kişilerde; hafıza sorunları, konsantrasyon bozuklukları, karar verme mekanizmasında bozukluk, sürekli endişe hali, psikolojik durumunun hızla değişmesi, nedensiz ağrılar, sindirim sistemi bozuklukları, çarpıntı ve baş dönmesi, cinsel isteksizlik, en basit hastalıklara karşı dirençsizlik, gereğinden çok veya az yemek yemek veya uyumak, alkol, sigara, keyif verici maddeler ve sakinleştirici ilaç kullanımında artış ve tırnak yemek en sık görülen belirtilerdir.

    Stresin Etkileri Nelerdir?


    Stres konusunda araştırma yapmış en önemli bilim insanlarından  birisi olan Hans Selye, stresle ilgili ileri sürdüğü tezde; insan vücudunda görülen hastalıkların çoğunun mikrop, virüs, bakteri gibi zararlılardan çok vücudun strese uyum göstermede yaşadığı eksikliklerden kaynaklandığını ileri sürer. Stres karşısında vücut; hızlı soluk alıp vererek oksijeni arttırır, kalp atışlarını hızlandırarak metabolizmayı aşırı çalıştırır, beyin sinyallerini ve kasları uyarır, sindirim sisteminin çalışmasını durdurduğundan enerji kandan gelen kortizol ile sağlanır ve en önemlisi bağışıklık sistemini baskılar. Stres anında vücudun yaşadığı bu değişiklikler eğer uzun süre devam ederse kişi için öldürücü sonuçlar doğurabilir.

    Bağışıklık sisteminin baskılanması, vücutta mikrop ve bakterilerle savaşacak antikorların uyuması demektir. Bu da pek çok hastalığa davetiye çıkarılmasının başlıca sebebidir. Diyabet, AIDS, hashimoto tiroiti ve graves hastalığı, lupus, eklem romatizması, çölyak, MS ve addison hastalığı en bilinen bağışıklık sistemi hastalıklarıdır.

    Stres altındayken böbrek üstü bezleri kortizol ve adrenalin salgılar. Bu hormonlardan adrenalin tansiyonu yükseltip, damarları daraltarak kalp ritmini hızlandırır ve kan akışını hayati organlara yönlendirir. Kortizol ise, kandaki yağ ve şekeri yükselterek vücudun stres karşısında ihtiyaç duyduğu enerjiyi almasını sağlar. Stresin olumlu yönlerinden birisi de budur. Sınırlı stres altında insanlar, çok daha yüksek performans gösterebilirler. Ancak bilim adamaları bugün stresin olumlu ve olumsuz çizgisini kesin olarak çizememektedir. Adrenalin fazlası kalp krizine neden olurken, kortizol fazlası ise obeziteye, kemiklerin zayıflamasına ve şeker hastalığına yol açar. Kortizol aynı zamanda kadınlarda sebebi belli olmayan kısırlığa yol açan hormondur.

    Devamlı stres altında olan kişilerde yaraları iyileştiren Cytokine maddesi, kanda stres sebebiyle yükselen bazı hormonların etkisiyle yara bölgesine ulaşamaz. Özellikle ameliyatlardan sonra stresli bir ortamda bulunmaki yaraların iyileşmesini tamamen etkileyecektir. Yine yoğun stres altında olan kişilerde, homecysteine adlı aminoasit yoğun olarak salgılanır. Homecysteine, kalp hastalıkları riskini artıran bir maddedir ve aynı zamanda damar sertliği oluşturur ve kolestrol seviyesini çok yükseltir.

    Sürekli Strese Maruz Kalmanın Sonuçları Nelerdir?


    Stres anında kişi vücudundan gereksiz yere fazla enerji harcayacağından, kendini güçsüz, yorgun ve depresif hisseder. Depresif kişide yaygın aksiyete görüleceğinden, geceleri uykusuzluk veya sabaha karşı uyanma başlar. Uyuyamayan kişinin günlük performansı ve konsantrasyonu düşer. Çalışıyorsa iş hayatında yaşanan başarısızlıklar kişiyi daha derin strese sokar ve çarpıntı ile birlikte görülen panik ataklar başlar. Bunların dışında stres altındayken vücut, tuz tutmaya başlar, bu sebeple de sebepsiz yere tansiyon yükselir. Tansiyonun yükselmesi, yine kalbin aşırı çalışması ve damar problemlerinin oluşması demektir.

    Stresle başa çıkabilmenin en önemli yollarından birisi, yoğun stres yaratan ortamdan uzaklaşmak, yani hayatınızı tekrar elinize almaktır. Sadece ders, iş, yemek, temizlik gibi mecburi işler değil,  çeşitli aktiviteler, eğlence, egzersiz gibi konulara da vakit ayrılmalıdır.

    Hiç yorum yok:

    Yorum Gönder