Hayata bakışınızı değiştirir...

  • Gündem Notları:

    2 Haz 2016

    Doğayı Kucaklayan, Doğanın Kucakladığı Çocuklar



    Bir reklam filminde ne güzel anlatmışlar, bir çocuk var ve bebekliğinden itibaren sanki hapishanede, tel örgülerin arkasından hayata bakıyor gibi, çocuklarımız artık dört duvar arasında büyüyor ne yazık ki. Oysa biz ağaç tepesinden inmeyen, toz toprak içinde yakan top oynayan,güneşin altında ip atlayan,hoplayan,zıplayan,yorulma bilmeyen,beş dakika daha anne diyen bir nesildik. Şimdiki çocukların çalışan tek uzvu neredeyse sadece parmakları...

    Fırsatını bulup, çocuklarını her fırsatta doğaya teslim eden ebeveynler varsa ne ala, onlar şanslı kesimden. Doğa da zaman geçirmek, sadece çocuklar için oyun anlamına gelmez, onların bilişsel, duygusal yeteneklerini geliştiren,çok yönlü düşünmelerini sağlayan,beynin farklı loblarını çalıştıran, dokunma, duyma, görme duyularını uyaranlarla destekleyen, güneş ışınlarından, temiz, açık havadan faydalanıp bağışıklık sistemini geliştiren bir faaliyet anlamına gelir ki daha ne olsun.

    Her fırsatta çocukları doğa ile baş başa bırakmak ailenin verebileceği eğitimlerin en faydalısı olacaktır. Sonbahar da kuruyup dökülen yaprakları incelemek, çocuğa doğanın sürekli değişim içinde olduğunu kavratır, yenilenen doğayı seyreden çocuk,başlangıç ve bitişi ne de güzel kavrar. Diktiği fidenin büyümesini görmesi, onu büyütürken sorumluluk alması öğrenmesi gereken bu duyguları doğal olarak ve bir daha unutmayacağı şekilde kazandırır.

    Elleriyle toprağı, çamuru, dikeni hisseden çocuk dört duvar arasında kazandırılmaya çalışılan duyu gelişimini doğal yollarla kazanır. Eğitim setleriyle boğulmuş aileleri nasılda rahatlatıyor aslında bu durum. Şehirleşme, teknoloji çocukları tek düze, duygusuz, hırçın, tepkisiz hatta kanıtlanmış bir sonuç olarak hiperaktivite ve dikkat eksikliği sendromuyla baş başa bırakıyor. Enerjisini boşaltamayan çocukları memnun etmek için uğraşan, oyuncak ve hediyeye boğan aile davranışlarının sonucunda mutsuz ve memnuniyetsiz bir nesil yetişiyor. Çocuklar bir sürü oyuncağın içinde hiçbiriyle oynamadan zaman geçiriyor, hayal dünyaları sıkıştırılmış mutsuz bir nesil.

    Çalışan ebeveyn, günün çoğunu kreş, anaokulu, okul, bakıcı çerçevesinde geçiren çocuk, anne baba zamanı olarak sadece hafta sonlarının olması ve kısıtlı doğal mekanlar. Bunların sonucu avm oyun alanlarıyla sınırlı aktivite, kalabalık ve hengame içerisinde yaşanılması zor aile olma duygusu. Doğa sadece çocuk için gerekli olan duyguları kazandırmıyor haliyle çocuk ebeveyn ilişkisini de destekliyor...

    Kedi besleyen, rengarenk bir çiçeği inceleyen, kelebek peşinden koşan, çamurla oynarken kendinden geçen bir çocuk görmediyseniz mutluluğun resmini görmemişsiniz demektir. Velhasıl çocukları doğaya teslim edin, sağlıklı ve doğal gelişimlerini destekleyin, doğayla uğraşan çocuk doğasını da korur, hem gelecek nesiller için hem kendisi için hem dünya için...

    Yazar: Gülseven Yıldırım

    Hiç yorum yok:

    Yorum Gönder