Hayata bakışınızı değiştirir...

  • Gündem Notları:

    31 Ara 2014

    Türk İnsanının En Saçma Yıl Başı Gelenekleri!



    Yıl başı kutlamaları nedir arkadaş ya? İnsanlar bir yıl daha yaşlandıklarının habercisi olan yeni yıla girdikleri için neden bu kadar sevinir aklım ermiyor açıkçası. Ölüme yaklaştığımız her gün Allah'a daha fazla yakınlık duymamız gerekirken, seneleri eskitmenin saçma ve gereksiz sevinci içerisindeyiz.

    Hal böyleyken benim her sene istisnasız karşılaştığım ama zerre haz etmediğim bıkkınlık veren bazı yeni yıl kutlama (ya da karşılama) geleneklerimizden bahsetmek istedim. Dışarı çıkıp yeni yılı kutlayan insanlara deli muamelesi yapacak halim olmadığı için, içimi bloguma dökmek istiyorum...

    1) Yeni Yılı Kutlama Yarışına Giren Televizyon Programları!

    Tamam seyirciyi çekme yarışına girişmenize lafım yok o sizin işiniz ama reyting alma uğruna canlı yayına dansöz çıkartacak kadar ileri derecede saçmalayan kanalların olması gerçekten komik bir durum. Zaten insanımızın çoğu yeni yılı ailesi ile birlikte evinde televizyon başında geçirecekken dansöz ya da türlü saçmalıklarla yayını aile ortamında izlenmeyecek bir şekle sokmanın mantığı nedir?

    Bir de o bitmeyen lanet reklamlarınız. Arkadaş reklamların programlardan uzun sürdüğü tek ülkeyiz sanırım. Daha fazla kazanma hırsı uğruna insanları televizyondan soğutmak ancak kısa vadede kazanç uman beyinsizlerin işidir. Uzun vadede televizyon seyirci kaybetmeye devam ettikçe o para basan kanallarınız kıytırık masa oyunlarına bile yenik düşecektir. Zira insanlar artık televizyon kanallarının saçmalıklarını ve reklamlarını izlemektense ailesi ile tombala oynamayı tercih ediyor.

    2) Deli Danalar Gibi İçip Kendini Sokağa Atanlar

    Tamam anladım yeni yıla girdiğiniz için seviniyorsunuz. Ölüme bir adım daha yaklaşmanıza rağmen bu sevincinizi anlayışla karşılayabilirim ama hayvan gibi içip sokakta deli danalar gibi gezinmenizin mantığını sorabilir miyim? Taksim'de yeni yıla girmek için sabahtan nöbet tutacak insanlar var. Zaten her sene canlı tanık olduğumuz taciz olaylarının baş mekanı olan bu yerde yeni yıla girmek sana ne gibi bir artı katabilir? Üstelik bir de bayansan taciz edilme riski, erkeksen kız arkadaşının rahatsız edilme ihtimali varken...

    Gelelim içki meselesine. İçkini içip eğleneceksen evinde istediğin kadar sarhoş olabilirsin. Ama sokak, her kesimden insanın olduğu bir ortamdır. Sen sarhoş olup başkasını rahatsız edeceksen kusura bakma ben öyle eğlence anlayışına başlarım. Yıl başı da olsa, milli takım dünya kupasını da kazansa, sokakta insanlığını kaybetmeyeceksin. Kaybedersen, karşındaki sana insan muamelesi yapmadığı zaman gocunmayacaksın. En basitinden kız kardeşimle Ankara'da üst geçitten geçelim dedik, her yerde sarhoş var. İnsan illallah ediyor arkadaş. Hayır çekip seni bıçaklasa adamın ceza alması da mümkün değil çünkü kafası yerinde değil. İnsanlar sizinle uğraşmak zorunda mı kardeşim?

    3) Hediyeleşme ve Kırmızı Don Muhabbetleri

    Allahını seven şu kırmızı don olayının hangi mantığa sığdığını bana açıklasın. Hani dinini adam gibi yaşamak isteyerek eşarp takan bayanlarımızı yeri geldiğinde örümcek kafalı ve yobaz diyen karaktersizler yıl başı yaklaştı mı kırmızı don alma yarışına girince ne kadar ilerici olduklarını gösteriyorlar cidden. İnsanın ne yaptıklarından çok ne giydikleriyle ilgilenen bu çağdaş mahluklar, yeri geldiğinde Hristiyanları dahi şaşırtacak derecede Noel safsatasını sahiplenebiliyorlar.

    Hediye olayını bir nebze anlarım. En azından kimseye zararı olmayan bir gelenek. Ama ilk okulda dahi kura çekilerek hediyeleşme zorunda bırakılan masum çocuklardan ne istiyorsunuz kardeşim? Her fırsatta çok kutsal iş yaptıklarını söyleyen öğretmenlerimiz ne hikmetse bu ülkede her ailenin aynı ekonomik durumda olmadığını ve ayağına ayakkabı alamayan bir öğrencinin nasıl olur da başkasına hediye alabileceğini düşünemiyor.

    4) Çam Süsleme ve Hindi Pişirme Merasimleri

    Batı her fırsatta bize yeşili koruma ve hayvanlara sahip çıkma dersi vermeye kalkar. Özellikle de içimizdeki yeşil sevdalıları bir parkta ağaç kesildi mi ülkeyi yakıp yıkacak derecede ileri gidebilirler. Hayvanseverler de sağolsun her kurban bayramlarında katliam yapıldığını söylenip dururlar. Peki bu hindi pişirme ve çam ağacı kesme muhabbeti nereden geliyor kardeş? Batı Noel kutlamaları altında bunları yapınca sorun yok ama Türkiye'de dini yaşamaya çalışan insanlar kurban kestiler mi vay anasını! Aslında onların dertlerinin kesilen hayvanlar olmadığını herkes biliyor. Ankara'da cami sesinden rahatsız olup imza toplayanlar, kurban bayramına katliam der. Ama her yıl başında hindi pişirmeyi ihmal etmezler.

    Anladık islama ve bu ülkenin kültürel değerlerine alerjiniz var. Ama en azından biraz inandırıcı olmaya gayret edin ki biz de çağdaşlık kisfesi altında sakladığınız bu art niyetli numaralarınızı yutalım değil mi? En azından rol yaparken bile inandırıcı olmayı deneyin.

    Sonuç olarak yine bir yeni yıla daha gireceğiz. Her insanın hayatında bir sene daha geride kaldı. Acısıyla tatlısıyla biraz daha yaşlandık. Benden tavsiye yukarıda bahsettiğim saçma sapan yeni yıl adetlerine alet olmayın ve kültürümüzün yozlaşmasına katkı sağlamayın. İnsanımız için yeni yıl Allah'a dua ederek bereket ve sağlık dilemeye vesile olan sıradan bir gün olmalıdır. Batının sonradan uydurma saçma inançları ve gereksiz harcamaları insanımıza tesir etmemesi ümidiyle: Herkese yeni yılda bereketli ve sağlıklı günler dilerim...

    1 yorum:

    1. bu konudaki görüşlerinize katılıyorum.Ölümlerle dolu insanlığın sınıfta kaldığı bir yıla girdik.İnsanlar neyi kutluyorsa.Sayfa yenilenme aralığınız çok sık olduğu için hep yarıda kesildi.Okumakta zorlandım.

      YanıtlaSil